
Sanatçı Notu
Çalışmalarımdaki uzay boşluğu, yıldızlar ve kozmik oluşumlar yalnızca bir mekan ya da arka plan değil; olasılıkların, bilinç katmanlarının ve görünmeyen gerçekliklerin taşıyıcısı olarak yer almaktadır. Teleskopik görüntülerden ilhamla kurduğum renk paleti, benim için maddenin dünyasal etkilerden önceki en saf haline işaret eder. Bu renkler, henüz hiçbir deneyim, tanım ya da anlam tarafından şekillendirilmemiş bir varoluş halini temsil eder.
Resimlerimde figür ve boşluk arasındaki ilişkiyi araştırırken, insanın yalnızca fiziksel dünyadaki varlığıyla sınırlı olmadığını düşünürüm. İlgimi çeken şey, bireyin aynı anda başka ihtimallerde, başka bilinç katmanlarında ve başka gerçekliklerde süren görünmez yansımalarıdır. Bu nedenle eserlerimde yer alan kozmik mekanlar, uzak galaksileri betimlemekten çok, insanın iç dünyasına açılan metaforik alanlar olarak ortaya çıkar.

Paralel evren fikri çalışmalarımda bilimkurgu estetiğinden ziyade psikolojik ve sezgisel bir metafor olarak kullanılmaktadır. Görünen gerçekliğin dışında kalan, bastırılmış, unutulmuş ya da henüz farkına varılmamış olasılıklar üzerine düşünürüm. Resimlerim, görünen ile görünmeyen, bilinen ile sezilen arasında kalan bu ara bölgelerde dolaşır.
Figürler kimi zaman bir yıldızın içinde kaybolur, kimi zaman karanlık bir boşluğun eşiğinde belirir. Bu karşılaşmalar, insanın kendi bilinmeyeniyle kurduğu ilişkiyi; dönüşüm, aidiyet, yalnızlık ve bütünlük arayışını yansıtır. Kozmosu yalnızca astronomik bir gerçeklik olarak değil, aynı zamanda hafızanın, sezginin ve varoluşsal soruların sonsuz bir uzantısı olarak ele alırım.
Çünkü insanın yalnızca burada yaşadığına hiç inanmadım.
Bir bakışın, bir kırılmanın, bir sesin ve bir ihtimalin başka bir yerde yankılanmaya devam ettiğini hissediyorum. Resimlerim, tam da o yankının peşinden gitme çabasından doğmaktadır.